Yıldız Sarayı, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında inşa edilmiş ve Osmanlı Devleti’nin son sarayı olma özelliğini taşıyan, hem oldukça karmaşık hem de çok önemli bir Osmanlı Dönemi’ne şahitlik eden bir saraydır. Saray, göz alıcı mimarisi ve tarihi açıdan sahip olduğu önem nedeniyle İstanbul’a gelen turistlerin ziyaret ettiği gözde mekanlardan biridir ve İstanbul’un gezilecek tarihi yerleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. 

Yıldız Sarayı

Yıldız Sarayı

Türk Osmanlı Saray Mimarisinin son örneği olan Yıldız Sarayı, İstanbul’un Beşiktaş semtinin Yıldız tepesinde bulunmaktadır. Bu saray, yaklaşık 500 bin metrekarelik eğimli bir arazi üzerine konumlandırılmış köşk ve kasırlardan meydana gelmektedir. Topkapı Sarayı’na olan benzerliğiyle dikkat çeken bu saray, Kanuni Sultan Süleyman döneminden itibaren padişahlar tarafından av sahası olarak kullanılmıştır. Burada konumlandırılan ilk yapı, Sultan I. Ahmed tarafından inşa ettirilmiştir. Bu araziye ilerleyen zamanlarda Sultan III. Selim, annesi Mihrişah Sultan için Yıldız Kasrı’nı; babası, III. Mustafa adına da Rokoko Tarzında bir çeşme inşa ettirmiştir. Daha sonra II. Mahmud, 1834-1835 yıllarında burada bir köşk inşa ettirmiş, ancak bu yapı günümüze ulaşmamıştır. Sultan III. Selim’in yaptırmış olduğu bu saray, ilerleyen dönemlerde de saltanat ailesinin gözde mekanlarından biri haline gelmiştir. Sultan Abdülaziz, Büyük Mabeyn Köşkü’nü inşa ettirmiş, daha sonra dış bahçeye Malta ve Çadır Köşklerini, asıl kısmına da Çit Kasrı’nı eklemiştir.  

Sarayda asıl yapılaşma Sultan II. Abdülhamid döneminde başlamış ve buraya Yıldız Saray-ı Hümayunu adı verilmiştir. II. Abdülhamid, Dolmabahçe Sarayı’ndan ayrılıp Yıldız Sarayı’na taşınmış ve padişahlığı süresince bu sarayda kalmıştır. Sultan II. Abdülhamid döneminde burada Küçük Mabeyin Köşkü, harem binaları, Cariyeler Dairesi, Kızlarağası Köşkü, Şale Köşkü, Yıldız Camii, tiyatro, marangozhane, eczane, tamirhane, kilithane, çini atölyesi, kütüphane, şehzade köşkleri yapılmış ve yavaş yavaş bugünkü saray kompleksi ortaya çıkmaya başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid’in özel isteğiyle kurulan çini fabrikası ve marangozhane, kültürün yaşatıldığı bir üretim merkezi haline gelmiştir. Sultan, çini fabrikasından diğer ülke hükümdarlarına çini ve porselen hediye etmiş, marangozluk stüdyosunda ise oymacılık alanında kıymetli çalışmalar yapmıştır. Bu yapılarla birlikte Yıldız Sarayı, yönetim merkezi olmasının yanında kültür ve zanaat merkezi haline de gelmiştir. 

Osmanlı Devleti’nin yönetim noktalarından biri olarak da değerlendirilmiş olan saray, Sultan II. Abdülhamid’in siyasi ve politik anlayışına paralel bir doğrultuda gelişim göstermiştir. Binaların mimari yapısı ve iç mimari tasarımında kullanılan parçaların modern ve bir saray kompleksine göre sade olması, saraydaki tüm birimlerin aynı çatı altında toplanması yerine ayrı binalara yerleştirilmesi, Dolmabahçe Sarayı’ndaki bürokratik yapının tam tersine bir anlayış sağlamaktadır. Birimleri farklı binalara yerleştirerek padişah ve memurlar arasında mesafeyi sağlayan ve korumayı amaçlayan böylece padişahı yücelten bir plan uygulanmıştır. Yıldız Sarayı, birden çok bina ve bölüm bulundurduğundan dolayı gelenek ve yapı stiliyle Topkapı Sarayı’na benzetilmektedir.  

Büyük bir alan içerisine konumlandırılmış yapılardan oluştuğu için bu saray bölüm bölüm ayrılmıştır. Tüm bu yapıların ve yeşil alanların etrafı ise uzunluğu dört metreye ulaşan duvarlarla çevrilmiş ve korunmuştur. Saray kompleksi, asıl saray bölümü denilen kısım ve Yıldız Parkı diye anılan dış bahçeden meydana gelmektedir. Saraya dört ana kapıdan girilir. Bunlar Koltuk Kapısı, Vâlide Sultan Kapısı, Saltanat Kapısı, Mecidiye Kapısı’dır.  

Saray, Hasbahçe adıyla bilinen, havuzu bulunan iç bahçeye sahiptir. Bu bahçenin değişik yerlerinde birbirinden bağımsız olarak inşa edilmiş küçük dinlenme köşkleri bulunmaktadır. Sarayın bölümleri ise; Büyük ve Küçük Mabeyn Köşkü, Şale Köşkü, Müzeler ve Yıldız Camii’dir. 

Şale Köşkü

Yıldız Sarayı’ndan günümüze kadar ulaşmayı başaran mimari eserlerden biridir. Sultan II. Abdülhamid döneminde inşa edilmiştir. Bu köşkün yapılış amacı misafirhanedir. Gelen misafirleri bu köşkte ağırlamayı amaçlamışlardır. Bu köşk üç dönemde inşa edilmiştir. İlk kısmı 1880 yılı öncesinde yapılan köşkün ikinci kısmı, büyük bir salon daha eklenerek 1889 yılında Mimar Sarkis Balyan tarafından yapılmıştır. Üçüncü kısmı ise 1898 yılında İtalyan Mimar Raimondo D’Aronco öncülüğünde yapılmıştır. Tamamı ahşap olarak tasarlanan Şale Köşkü’nün bahçe düzenlemeleri ise Türk ve Alman mimarlar tarafından gerçekleştirilmiştir.  

İki kat ve bir çatı katıdan oluşan bu köşkün üst katının zemini Sultan Abdülhamid tarafından özel olarak dokutulmuş halılarla kaplanmıştır. Bu köşkte altmış oda bulunmaktadır ve bazı odaların duvarları yabancı ressamların eserleriyle süslenmiştir. 

Büyük ve Küçük Mabeyn Köşkü 

Sultan Abdulaziz tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılmıştır. Barok Mimari Stiliyle yapılan bu köşklerin yapılış amacı devlet işlerinin görüşülmesidir. Şu anda Cumhurbaşkanlığı kabul sarayı olarak kullanılmaktadır. 

Sarayın İçindeki Müzeler

Müzeler, sarayın önemini daha da arttıran unsurlardandır. Saray kompleksinin içinde Yıldız Sarayı Müzesi, Şehir Müzesi ve Yıldız Sarayı Tiyatrosu ve Sahne Sanatları Müzesi ile Porselen İmalathanesi bulunmaktadır. Müzeler içinde II. Abdülhamid döneminden kalma çeşitli Osmanlı eşyaları sergilenmektedir. Yıldız Sarayı Tiyatrosu ve Sahne Sanatları Müzesi, günümüze ulaşabilen tek saray tiyatrosudur. 

Yıldız Camii

Diğer adı Yıldız Hamidiye Camii olan bu yapı, II. Abdülhamid tarafından 1885-1886 yılları arasında yaptırılmıştır. Dekorasyon ve planı tarafından tipik Osmanlı Mimarisi’ni yansıtmaktadır. Beşiktaş’ta Barbaros Bulvarı’nın kuzeyinde ve Yıldız Sarayı yolu üzerinde bulunan bu cami, II. Abdülhamid’in Yıldız Sarayı’na yerleşmesinden sonra inşa edilmiştir. Turistik bakımdan önemli bir konumda yer almaktadır. 

Yıldız Sarayı, uzun süre Harp Akademileri binası olarak kullanılmıştır. 1978 yılında Kültür Bakanlığı’na devredilmiş ve 1994 yılında müzeleştirme çalışmaları başlamıştır. 1994 yılında sırasıyla Saray Tiyatrosu ve Sahne Sanatları Müzesi, daha sonraki aylarda ise Yıldız Sarayı Müzesi ziyarete açılmıştır. 

Diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Bizimle iletişime geçin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir