Yazının esas konusu olan Hogwarts’ın mimarisine ve bina oluşturulurken esinlenilen yapılara geçmeden önce sizlere Harry Potter’ın ortaya çıkış öyküsünden biraz bahsetmek istiyorum.

Çoğumuzun aşina olduğu bu dünyaya adım atmadan “oynat” tuşuna basmayı unutmayın.

“Ah, müzik!” dedi. “Burada yaptıklarımızın ötesinde bir büyü!”

Ben dahil olmak üzere günümüzde her yaştan insanı içine çekmeyi başaran ve dünya çapında ses getiren bu destansı seri, elbette ki bizler için sadece “çocuk kitapları” kategorisinde yer alan alelade bir seriden çok daha fazlası. Hogwarts, kimileri için içinde bulundukları dünyadan kaçış noktası kimileri için ise aslında en başıdan beri “sağ kalan çocuk” ile ait oldukları evren. Bu tamamen hayal gücünüzün ne kadar gelişmiş olduğuna kalmış.

Albus Dumbeldore

”Elbette ki bunlar kafanın içerisinde oluyor Harry ama bu neden gerçek olmadığı anlamına gelsin ki?”

Albus Dumbeldore

J.K. Rowling, okuyanları büyülemesinin ardından sinemaya uyarlanan serinin ilk kitabını 1995 yılında tamamlamıştır. Kitap 1997 yılında, 12 yayınevinin reddinden sonra, Bloomsbury tarafından basılmış ve kısa süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Özellikle erkek okuyucuların bir kadın yazarı dikkat çekici bulamayabilecekleri ihtimali göz önüne alınarak yazarın ismi ilk basımlarda J.K. Rowling olarak basılmış ve öyle de kalmıştır. Serinin ve de dolayısıyla Hogwarts’ın ortaya çıkış serüvenine geçmeden önce ise yazarımızın hayatına, onu bu seriyi yazmaya iten olaylara bir göz atalım!

J.K. Rowling Kimdir?

31 Temmuz 1965 tarihinde dünyaya gelen İngiliz yazar Joanne Kathleen Rowling, oldukça başarısız bir çocukluk geçirmiştir. İlkokul öğretmeni ve arkadaşları tarafından psikolojik şiddete maruz kaldıkça silikleşen Rowling’in hayatındaki en değerli kişi, küçükken nehir kenarlarında keşfe çıktığı gezilerde ona yol arkadaşlığı eden kardeşi Dianne olmuştur. Çevresi tarafından Rolling (yuvarlanmak) kelimesine benzediği gerekçesiyle alay konusu haline gelen soyadını hiç sevmemiş ve o sıralarda kulağına epey hoş gelen Potter soyadlı iki kardeşle arkadaşlık etmiştir.

Oldukça tombul olan ve kocaman gözlükleriyle olumsuz yönde dikkat çeken Rowling, teneffüslerde pek de “havalı” olmayan arkadaş grubuna oldukça havalı hikayeler anlatmaya başlamış ve bu hikayeler, süphesiz, hayal gücünü bu denli geliştirmesine büyük katkıda bulunmuştur. Küçük yaşlardan beri yazmaya karşı hep çok büyük bir ilgi duymuş, ilk hikayesi olan “Tavşan” ı henüz altı yaşındayken kız kardeşi Dianne için yazmıştır. Bunun yanı sıra üç adet polisiye romanını ise Robert Galbrahit mahlasıyla yazmıştır.

hogwarts
J.K. Rowling

Liseyi bitirip Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra iki dil bilen bir sekreter olarak İnsan Hakları Örgütü’nde işe başlamış, bu işin kendisine göre olmadığını düşünüp daha sonra İngilizce öğretmenliği yapmakta karar kılmıştır. Öğretmenlik yapmak amacıyla taşınmış olduğu Portekiz’de, 16 Ekim 1992 tarihinde Portekizli bir televizyon muhabiri olan Jorge Arantes ile evlenmiş ve 27 Temmuz 1993’te ilk çocuğu Jessica Rowling Arantes’i kucağına almıştır.

Rowling bu süreçte kendisini desteklemeyen ve hamilelik haberinden pek de hoşnut olmayan eşinden 1995 yılında boşanmış ve bir süre geçimini işsizlik maaşı olan 69 pound ile sürdürmeye çalışmıştır. Yazar, boşanma sürecinin başladığı 1994 yılında kız kardeşine daha yakın olmak istemesi üzerine kızı Jessica ile birlikte Edinburgh’e taşınma kararı almıştır. Bu süreçte annesinin ölümü ve boşanmanın vermiş olduğu bunalım hissiyle başa çıkmaya çalışmış, depresyona girmiş ve intiharın eşiğine gelmiştir.

”Ölülere acıma Harry. Yaşayanlara acı, her şeyden çok da sevgisiz yaşayanlara.”

Albus Dumbeldore

Yazarın İskoçya macerası bu şekilde başlamış, hayatın getirdiği sıkıntılardan kaçmaya çalışırken kendini Nicolson’s Cafe‘de (şimdiki adıyla Spoon Cafe), doksanlı yılların başında Manchester-Londra tren yolculuğunda kurgulamaya başladığı serinin ilk kitabı olan Harry Potter ve Felsefe Taşı’nın ilk sayfalarını kaleme alırken bulmuştur. Bu serinin ileride kendisini milyarder bir yazar haline getireceğinden habersiz olan Rowling, Hogwarts’ı Edinburg Kalesi‘nden ilham alarak tasarlamış ve sıklıkla Edinburg Kalesi manzaralı the elephant house adlı kafeye giderek Harry Potter dünyasını genişletmeye devam etmiştir.

Dünya çapında 65 dile çevrilen, 400 milyondan fazla satış yapan, sinema ve kitaplar sayesinde milyonların kalbine işleyen Harry Potter efsanesi, Rowling’e 20 yılda 1 milyar dolardan fazla servet kazandırmıştır. 

Hogwarts Kalesi

Harry Potter evreninin en iyi cadılık ve büyücülük okullarından olan Hogwarts, İskoçya’da bulunduğu belirtilen kurgusal bir okuldur. Aslında hiç inşa edilmemiş olan sadece maketleri bulunan ve tanıştığımız andan itibaren bizleri büyülemeyi başaran bu yapı, tipik bir Gotik Mimari örneğidir. Aynı zamanda Romaneks Sanat‘ın ve Art Nouveau Akımı‘nın belli başlı özelliklerini de barındıran Hogwarts, 11. yüzyılda dönemin en gözde büyücüleri olan Godrig Gryffindor, Salazar Slytherin, Rowena Rawenclaw ve Helga Hufflepuff tarafından kurulmuştur.

Her yıl 1 Eylül’de açılan ve içerisinde kurucuların soyadlarından isimlerini almış dört farklı bina bulunduran okula öğrenciler Londra’daki King’s Cross Tren İstasyonunun 9. ve 10. peronları arasında bulunan 9¾ numaralı perona geçip Hogwarts Express’e binerek her yıl yeni maceralara atılırlar. Okulun ilk günü okula yeni katılan öğrenciler yedi yıllık eğitim süreçleri için Seçmen Şapka aracılığıyla Gryffindor, Slytherin, Rawenclaw ya da Hufflepuff binalarından birine yerleştirilirler. Okulda İksir, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma, Bitkibilim, Biçim Değiştirme, Kehanet ve Büyücülük Tarihi gibi dersler bulunmaktadır.

Hogwarts bünyesinde kendi aralarında yer değiştiren merdivenler, gizli odalar ve geçitler barındıran bir yapıdır. Fotoğraflarda ve potrelerde hayatlarına devam eden büyücülerin duvarları süslediği, hayaletlerin koridorlarda dolaştığı Hogwarts’ın neredeyse tamamını bilen ve haritasını oluşturan, çapulcular olarak da bildiğimiz, dört kişi vardır: Aylak (Remus Lupin), Kılkuyruk (Peter Pettigrew), Patiayak (Sirius Black) ve Çatalak (James Potter) Bu dört kişi büyülü evrende ileride yaşanacak önemli olaylarda büyük rol alacaklardır.

Şimdi ise Hogwarts oluşturulurken ilham alınan ve film setlerine ev sahipliği yapmış olan yapıları birlikte inceleyelim!

Durham Katedrali

Romanesk’ten Gotik Mimari’ye geçişine tanıklık etmiş olan yapı, zamanında İskoç saldırılarının direnç noktası olmuş ve Katedralin ikiz kuleleri Hogwarts’ın Çan Kuleleri ile büyük benzerlikler içermektedir.Yapımına 1093 yılında başlanmış olan Romanesk Mimari’nin izlerini taşıyan yapının inşası 1280 yılında tamamlanmıştır. Önceleri de oldukça ilgi gören bu yapı, Harry Potter filmlerine ev sahipliği yaptıktan hemen sonra ilgileri üzerinde toplamıştır.

.

Alnwick Kalesi

Konum olarak Durham Katedrali’ne bir saatlik mesafede bulunan Alnwick Kalesi, filmlerde genellikle Quiddich’te ustalaştığı ve uçuşta kendisini geliştirdiği sahneler çekilmiştir. İnşası 1096’da başlayan Katedral birçok savaşa tanıklık etmesi sebebiyle defalarca kez restore edilip tekrar tekrar inşa edilerek neredeyse bin yıllık bir süreçten geçerek günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.

Edinburgh, İskoçya

Rowling’in o sıralar Edinburg’da yaşadığı gerçeğini göz önünde bulunduracak olursak Harry Potter’ın doğduğu şehir olarak da adlandırabileceğimiz bu büyülü kentin mimarisinin izlerine Hogwarts ve geri kalan büyücülük dünyasında rastlayacağımız gerçeği pek de şaşırtıcı değil sanırım.

Şu an sadece fotoğraflarına bakarak bile hayran kaldığımız bu şehrin sokaklarında çaresizce ve olacaklardan tamamen habersiz bir şekilde dolaşırken Harry Potter evrenine zihninin kapılarını açmayı başaran Rowling, serinin çok büyük bir bölümünü burada tamamlamış ve biz kitapseverlere büyücülük dünyasıyla tanışma imkanı sunmuştur.

Gloucester Katedrali

Gotik Mimari’nin başyapıtlarından birisi olan Katedral, Harry Potter serisi filme uyarlandıktan sonra birçok turistin ilgi odağı haline gelmiştir.

Katedral özellikle Felsefe Taşı, Sırlar Odası ve Melez Prens filmlerine ev sahipliği yapmıştır

Westminster Manastırı

Tipik bir Gotik Mimari örneği olan Manastırın yapımına 1042 yılında başlanmıştır ve inşaası on yıl kadar süren Manastır, İngiltere’deki en önemli dini yapılardan birisidir. 1987 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne adını yazdıran Westminster Manastırı, Londra’da bulunan en görkemli yapılar arasında yer almaktadır.

Bazı söylentilere göre 900’lü yılların sonlarına doğru Westminster Manastırı’nın bulunduğu konumda yaşayan bir keşiş grubu, bu noktaya bir manastır inşa etmiş ve kalan kalıntılar üstüne İngiltere Kralı lll. Henry yeni bir manastır olarak bu yapının inşasını uygun görmüştür.

Westminster Salonu

Westminster Salonu, Hogwarts Ortak Salonu’nun oluşmasında katkısı bulunan mekanlardan biridir.

Oxford Üniversitesi

Hogwarts Kalesi tasarlanırken en çok ilham alınan yerlerden birisi Oxford Üniversitesi’dir. Üniversitenin bazı kısımları Harry Potter film serisine zaman zaman ev sahipliği yapmıştır.

Christ Church Koleji Yemek Salonu, Oxford

Westminster Salonu’nun yanısıra Christ Church Koleji Yemek Salonu da Hogwarts Ortak Salonu’na ilham veren yerlerden biridir ve iki salon arasındaki benzerlik gözle görülür niteliktedir.

Bodleian Kütüphanesi, Oxford Üniversitesi

Radcliffe Camera olarak da bilinen yapı Oxford Üniversitesi’nin ana araştırma kütüphanesi ve Avrupa’nın en eski kütüphanelerinden birisidir. 1602 yılında açılan Kütüphane 11 milyona yakın kitabı bünyesinde bulunmaktadır ve adını yapım aşamasında para yardımında bulunan İngiliz soylu Sir Thomas Bodley’den almıştır. İngiliz Kütüphanesi’nden sonra İngiltere’nin en büyük ikinci kütüphanesidir.

Burayı Felsefe Taşı filminde Harry’nin görünmezlik pelerininin altına saklanarak gezindiği Hogwarts Kütüpanesi’nin yasaklı bölümü olarak bilmekteyiz.

New College, Oxford Üniversitesi

New College denince akıllara Draco Malfoy’un Harry’ye saldırmaya çalıştığı ancak “Deli Göz” Moody tarafından engellendiği sahne geliyor.

Bu seri bana sandığımdan çok daha fazla şey öğretti. Dostluğu, düşmanlığı, ihaneti, inancı, acıyı, özlemi, ölümü… Özellikle de gerçek sevginin nelere bedel olduğunu ilk buradan öğrendim, bir süre sadece bu dünyada varlığımı sürdürdüm ve şimdi “Muggle” olarak hayatlarımıza devam etme vaktimiz geldi sanırım.

Diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Bizimle iletişime geçin!

One thought on “Hogwarts Kalesi: Cadılık ve Büyücülük Okulu

  1. öykü dedi ki:

    Çok başarılı bulduğum bir yazı keyifle okudum :)) Başarılar diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir