Nautilus House’da da karşımıza çıkan köşeli ve dikey alanlar genellikle daha ucuz ve kolay inşa edilebilir olsa da birçok kişi organik şekillerin duyulara daha hoş geldiğini düşünür. Muhtemelen bunun sebebi doğayla ince bir bağlantı kurmamızı sağlaması. Meksikalı mimar Javier Senosiain‘in “biyo-mimari” dediği çalışmaları, organik formların bizi doğayla çatışma yerine uyum içinde yaşayabileceğimiz köklerimize bağladığı inancıyla ortaya çıktı.

Nautilus House

Senosiain, doğanın tasarım ilkelerine uygun deniz kabuğu şeklindeki ve geleneksel olmayan bu evi, Meksikalı genç bir çift için inşa etti. Girer girmez, hâlâ yaşayan bir canlının karnına buyur edilmiş gibi hissediyorsunuz. Sıra dışı sonuçların ortaya çıktığı Nautilus Evi‘nde ana mekân, dev bir organizmanın bitki infüzyon rahmine adım atıyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Keskin köşeleri olmayan bir alanla çevrili oluveriyorsunuz ve yukarıdan doğal ışıkla dolması yetmezmiş gibi bir de ışık, vitray bir duvar ile içeriye süzülüyor.

İç Mimarisi

Dışarıdan girdikten sonra, büyük vitray bir pencerenin yanından geçip Naitlus’un içine doğru merdivenlerden çıkıyorsunuz. Ne duvarları ne zemini ne de tavanı paralel olmayan ve adeta bir uzay tecrübesi gibi görünen bu yerde yaşayanlar, kendilerine bir dizi güzergah belirliyor. Burası dördüncü boyutun sürekli dinamiğini algılayabildiğiniz, bir bitki örtüsü üzerinde dolanma hissine kapıldığınız, üç boyutlu akışkan bir alan.

Düşünen İnsanlar İçin » 3. Deniz kabuğu ev, Meksika1

TV odası, yatak odası ve banyo gibi daha özel alanlar, spiral şekilde bir merdiven tarafından erişilebilen, spiralin tam ortasında yer almakta. Sürdürülebilir biyo-mimari vizyonunu hem mimar hem de profesör olarak 1980’den beri öğreten ve inşa eden Senosiain, yönteminde yapılarındaki akıcı kıvrımlarla insancıl yaklaşımını ifade ettiğini söylüyor. Yapıların birçoğunun zemin düzlemi, duvarlar ve çatı arasında süreklilik sunma avantajına sahip demirli çimento ile örülmüş. Bu da binanın toprağın kendisinden oluştuğu hissini veriyor.

istridye ev 4

Odalar Arasında Duvar ve Kapı Yok!

Senosiain bu evi tasarlarken notilusun spirali andıran yuvarlak hatlarından ilham alıyor ve bu deniz canlısının kıvrımlarını evin baskın karakteri haline getiriyor. Bunun bir dezavantajı olarak, evin üzerinde bulunduğu araziyi tam anlamıyla verimli kullanamıyor. Ancak ev sahibi ailenin önceliği verimlilik olmadığı için bu bir sorun teşkil etmiyor.

Öte yandan kavisli tasarım, Senosiain’e sıra dışı bir şey deneme fırsatı sunuyor: Meksikalı mimar, evin odaları arasına hiç kapı ya da duvar inşa etmiyor. Evin bir spiral biçiminde olması sayesinde, bir odada oturan bir kişi zaten yan odayı göremiyor. Böylece odalar arasında kendiliğinden bir ayrım ortaya ortaya çıkmış oluyor. Evin girişinde başlayan merdivenleri takip eden bir kişi, hiçbir yere sapmadan, sadece kavisle inen basamakları takip ederek tüm odaları sırayla gezebiliyor.

Doğayla İç İçe

Evin ön dış cephesi farklı renklerdeki birçok yuvarlak camdan oluşuyor ve özellikle gece içeride ışık yandığında eve muhteşem bir görünüm kazandırıyor. Gündüzleri ise evin yemyeşil bahçesi görenlerin içini açıyor. Üstelik doğa, ağaçlık bir araziyle çevrelenen bu evin içine de sızıyor. Dört kişilik bir oturma grubunun bulunduğu salonda yerden yemyeşil otlar ve ufak ağaçlar yükseliyor. Bu da misafirlerin kendilerini bahçede oturuyormuş gibi hissetmelerini sağlıyor. Notilusun bir deniz canlısı olduğunu hatırlatan mavi tonlar ise banyoda kendini gösteriyor.

Evin dış duvarlarının kavisli yapısı, alışılageldik biçimdeki pencerelerin kullanımına imkan vermiyor. Senosiain’in buna bulduğu çözüm olarak, hem yan cepheye hem de gökyüzüne 45 derecelik açılarla bakan pencereler göze çarpıyor. Üstelik pencerelerin bu açıları sayesinde ev çok daha uygun bir açıyla güneş alıyor. Sonuçta da ortaya sıra dışı ama kullanışlılıktan ödün vermeyen bir mimari yapı çıkıyor.

Javier Senosiain

Javier Senosiain 1948’de Meksika’da doğdu. Erken yaşamı çoğunlukla orta sınıf bir aileden oluşuyordu. O zamanlar gelişmekte olan bir sanatçıydı ve kasabasının küçük sanat topluluğuna çok dahil oldu. İlhamlarından bazıları yılanlar ve fıstık gibi basit şeylerdi, ama onun gözünde gerçek zanaatkârlardı.

Javier Senosiain, yaşamın özünün mimari hale getirilebileceğine inanan bir isim. Gaudí ve Frank Lloyd Wright’ın eserlerinden esinlenen Javier Senosiain, Mexico City’ye “Biyo-Mimarlık” dediği şeyin daha parlak bir örneğini hayata geçirdi ve bu kabul evi inşaa etti.

Ahora podrás hospedarte en el Nido de Quetzalcóatl, de Javier Senosiain

Diğer yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz!

Bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir